
Bilgisayar Öğreniyorum 2012 ile Bilgisayar Kurdu Olun!
Bilgisayarlar hayatımızı kolaylaştırıyor, evimize ve işyerimize giriyor ve alışkanlıklarımızı değiştiriyor. Ofisin vazgeçilmez bir parçası, gençlerin bir numaralı eğlence aracı, iletişimin yeni yüzü olan bilgisayarları ve temel bilgisayar uygulamalarını öğrenmek artık çok kolay. Yazinin Devami »

ONLARDAN; SEVMEK, KAYBETMEK VE İYİLEŞMEK ÜZERİNE ÖĞRENECEĞİMİZ ÇOK ŞEY VAR.
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, yayınlandığı 2007 yılından beri çok satanlar listesinden çıkmamış ve temel eser haline gelmiş bir kaynak. Bruce D. Perry, çocuk psikolojisi ve travma üzerine uzmanlaşmış bir psikiyatrist olarak, yıllar içerisinde deneyimlediği sarsıcı, yaralayıcı aynı zamanda ilham verici, en önemlisi sevmek ve kaybetmek üzerine çok şey öğreten iyileşme hikayelerini bu kitapta topluyor. Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, her yaştan kişiye sevgiyi en baştan anlatıyor, öğretiyor. Çocukluktan başlayarak hayatımız boyunca hissettiğimiz iyi kötü bütün duyguları tekrar tanımlıyor. Kendi duygularımıza, sevdiklerimizin duygularına bakışımızı yeniliyor. Yazinin Devami »

“Umut pek güven duyduğum bir sözcük değil, ben inadı tercih ederim. Umudum yok olsa bile inadım var. İnsanın, yine de, her şeye rağmen iyi olabileceğine, bu ülkenin içinde, dövüldükçe içinin çok derinine kaçmış bir iyilik tohumu olduğuna dair bir inatçı imanım var.
Benim de, benim gibilerin de bu ülkeye dahil olduğunu söylemek, sonra yeniden söylemek için sağlam tutmaya çalıştığım bir inadım var. Biz varız. Yani biz de varız…”
Ece Temelkuran, kayıtları çok titiz tutulması gereken zamanlardan bildiriyor bu kitapta. Son iki yıllık tarihine o titizlikle bakıyor. Artık yazamaz hale getirilmenin, kaçınılmaz bir keskinleşmenin tarihine yani.
“Kayda Geçsin” çünkü; bu zamanlar, o zamanlar… Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

“Soruşturduğunuz konuyla ilgili bilgi vermek istiyorum ama korkuyorum.”
Taraftar – Gizli Tanık
Saat 16.54’ü gösterdiğinde Olgun Peker çok önemli birisi ile konuşmaya başladı. Tam da o sırada elindeki kalemle kâğıda karikatür çizen Hüseyin, hemen kalem kâğıdı bırakarak konuşmaya odaklandı.
Emniyet Dinleme Odası – 2010
Bugün de yapması gerekenleri yapacak, dinlenecek kişilerin tüm hayatlarını öğrenecek, içlerinden özel hayat ile suç bölümünü ayırarak yürüttüğü soruşturmalarda deliller oluşturacaktı.
Sırada Banu’yu ailesinden istemek vardı… Komiser İlker, son aylarda iş için sık sık gittiği Fenerbahçe’ye, bu kez hayırlı bir iş için gidecekti.
Ne Şike Bitti Ne Sevdam’da taraftarın takımına, kitlelerin futbola duyduğu aşk var. Bir de uykusuz geceler ve soluksuz takipler eşliğinde yeşeren büyük bir aşk
Emrullah Erdinç ve Özkan Tamirak, ‘şike operasyonu’nun karanlık dehlizlerine iniyor.
3 Temmuz sabahı yeşil sahalarda bomba etkisi yaratan operasyonun gizli buluşmalar, konuşmalar, anlaşmalardan oluşan 220 günlük öyküsü Türk futbolunu derinden sarsacak. Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

İtilmiş ve dışlanmış kimliklerin, söyleyecek sözü ve itirazı olan kadınların; sokak hayvanlarının ve aykırı kişiliklerin ibret verici hikâyelerinin usta bir anlatımla kaleme alındığı mükemmel bir çalışma… Birbirinden ilginç karakterlerin şaşırtıcı yaşamlarının akıllardan silinmeyecek öyküleri… Yalın ve etkileyici Türkçesi, akıcı dili ve hayret verici kurgusuyla elinizden bırakamayacağınız usta işi bir kitap… Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

Bir hadis-i şerifte “Kim sünnetimi ihyâ ederse beni ihyâ etmiş olur (benim şânımı yüceltmiş olur) Kim de beni ihyâ ederse beni sevmiş olur. Beni seven kimse de kıyamet günü cennette benimle beraber olur.” buyurulmuştur. Birçok meşhur hadiste, insanların fesada uğradığı, mezhep ve dinlerin ihtilafa düştüğü zamanda Resûllerin Efendisinin (s.a.v.) sünnetine sarılan kimse için yüz şehit sevabı olduğu buyrulmuştur. Çünkü bu zamanda sünnete tabi olmak, elinde kor tutmak gibidir. Ne tutmak ne bırakmak mümkündür… Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

Sevgili Franklin, Bu öğleden sonra neden tek bir önemsiz olay yüzünden sana yazma ihtiyacı duydum emin değilim. Ama ayrıldığımızdan beri en çok özlediğim şey, eve gelip gündüz yaşadığım hikâye türünden tuhaflıkları anlatmak galiba…” 17 yıl önce oğlu Kevin’ı dünyaya getirdiğinde, Eva kocasına böyle mektuplar yazacağını bilmiyordu. Çok istediği çocuğunun karşısına kötü bir şaka gibi çıkacağını, “yüce” annelik duygusunun ruhunu böyle kanatacağını… Henüz on beş yaşındayken yedi okul arkadaşını, bir öğretmenini ve bir yemekhane çalışanını, incelikle planladığı bir katliamla öldüren Kevin, kendisiyle beraber annesini de bu karanlığa hapseder. Doğumundan beri oğluyla yıldızı bir türlü barışmayan Eva’yı» bu olaydan sonraki iki yıl boyunca korkunç bir soruyla karşı karşıya bırakır: Kevin’ın içindeki bu nefreti ve kötülüğü besleyen, onun intihara benzer bu korkunç saldırıyı gerçekleştirmesine yol açan şey Eva’nın kendi oğluna için için beslediği nefret midir? Kevin Hakkında Konuşmalıyız, tüm dünyada büyük ilgiyle karşılandı, onlarca dile çevrildi ve 2005 yılında Lionel Shriver’a Orange Ödülü’ nü kazandırdı. “Kevin 1984 yılına doğru, tedirgin geri sayım sırasında doğmuştu. Hatırlarsın, 1984′ten ne kadar korkulurdu. George Orwell’ın keyfi bir biçimde konmuş başlığını ciddiye alanlarla alay etsem de bu rakamlar benim için gerçekten de bir despotluk dönemini getirdi. Perşembe, 1999′daydı; önceden dünyanın sonu olarak tartışılan yıl. Gerçekten de öyle olmadı mı? ” Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

Sinan Akyüz’den Yüreğinize Dokunacak Bir Kitap! Boşnak Kızın Bir Solukta Okunan Gerçek Hikâyesi… Çok satan kitaplarıyla tanınan ve geniş okur kitlesine sahip yazar Sinan Akyüz yine ses getirecek bir romanla okurlarını selamlıyor. İncir Kuşları’nda yazar, Bosna savaşını temele alıyor. Bosnalı bir genç kız olan Suada’nın gerçek yaşamından yola çıkarak savaşın ve aşkın yakıcı gücüne tanıklığa davet ediyor. Bosna tüm bilinmeyenleriyle ilk kez Sinan Akyüz kalemiyle yazıldı… Sinan Akyüz dünyanın seyirci kaldığı bir soykırımı Suada’nın dramıyla yeniden gündeme getiriyor. Yakın tarihi edebiyatla ustalıkla buluşturan yazar, aşkın içinde “savaşı ve şiddeti”, savaşın içinde de “aşkı ve inancı” ustalıkla harmanlıyor. Bu romanla Bosna Savaşı’nın bilinmeyen bambaşka bir yüzü gün yüzüne çıkarken okuru sürpriz bir son bekliyor. Aynı ırktan geliyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Bir tek dinleri farklıydı. Biri Müslüman Boşnak genci, diğeri ise Hıristiyan Sırp’tı. İkisi de konservatuardaki aynı Boşnak kızına âşık olmuşlardı. Ve bir gün bu iki genç, güzeller güzeli Suada’ya aşklarını ilan ettiler. Ancak gençlerden biri aşkına karşılık bulmuş, diğeri ise “Kalbimde iki kişiye yer yok” cevabını almıştı. Takvim yaprakları 6 Nisan 1992’yi gösterirken bir bomba düştü beyaz zambakların açtığı yüreklere… Suada patlak veren savaşın estirdiği rüzgârda âdeta savrulan bir yaprak gibiydi. Savruldu, savruldu, savruldu… Sonra da kader onu bir zamanlar ‘hayır’ dediği genç adamın eline esir düşürdü. Genç adam, o gün ela gözlü çöl ahusuna bakmış “Kader bizi ne inanılmaz bir şekilde birleştirdi, görüyor musun Suada?” demişti. Modern zamanlarda Avrupa’da yaşanmış bir soykırımda, kadere inananların romanıdır İncir Kuşları… Bu kitap tamamen gerçeklere dayanmaktadır… Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

Şu dünyanın hâkim ve güçlü eğilimleri… Genelgeçer düşünceleri arasında kaybolmadan… Maddi, manevi, örgütlü yahut cemaatvari herhangi bir otoriteyi kerteriz almadan… Habire, ürkütülmeyecek kurbağa hesabı yapmadan… Dilini gündelik hesapların lisanı kılmadan… Sesi az çıkabilen, bastırılan, haksızlığa uğrayan, mağdur ve mazlum edilenlerin dünyasının farkında olma çabasıdır. Bu dünyanın, bütün keyiflere, tüm zenginliklere, alabildiğine rengârenkliğine rağmen, böyle bir yer de olduğunu unutmama, hatırlatma çabasıdır. O yüzden, kimileri açısından huysuz, sevimsiz, neşesiz düşünceler, cümleler, yazılar birbirini kovalar. Tsunami uyarısı meselesinden Kızıltepe’de öldürülen Uğur’a… Dışişleri Bakanı İsrail’deyken 8 Filistinli’nin tank atışıyla öldürülmesine ve bunun medyada neredeyse görülmemesine… İnançları yüzünden dışlanandan hâkim inançlara inançsızlığının bedelini ödeyenlere… “Terör kurbanı”ndan “terörle mücadele kurbanı”na… Dünyanın ve ülkenin lanetlisi sayılanlara kadar, yüreğim, aklım, bilgim, vicdanım el verdiğince… 6 Ocak 2005 Kaynak: http://www.foryoufrm.com/

“Sır” yalnızca ona verildi. Ademoğlu asla bilmeyecek… Arizona çöllerinde, nedeni hiçbir şekilde anlaşılamayan korkunç bir uçak kazası. Londra’da, arka arkaya kazaya kurban giden bir grup tarihçi. On üç yıl önce, üç çocuğuyla birlikte sırra kadem basan bir kadın… İncillerden biri olduğu varsayılan bir elyazması, tarihöncesinden bir kavime ait bir hançer ve olay yerinde görülseler de, kimlikleri, nereden geldikleri bir türlü tespit edilemeyen insanlar… Onlar… ayak izlerini kumla örtüyor. Ve sadece gerektiği zaman saklandıkları yerden çıkıyorlar. Sırrı öğrenenleri öldürmek için… Sır, yalnızca onlara verildi, Âdemoğlu asla bilmeyecek. Zamanı gelinceye dek… X-men ve Fantastic Four gibi kült çizgi romanların başyazarı, bu kez Adam Blake takma adıyla okurların karşısına çıkıyor. İsa’nın ölümüyle ilgili bildiğiniz her şey… bir yalan!
Kaynak: http://www.foryoufrm.com/